ŞİİR _FİKRA VE YAŞANMİŞ HİKAYELERİNİZİ BEKLİYORUZ
11 yorum yazılmıştır
Yazan:yunus yılmaz | Tarih: 2008-04-25 19:49:21Konu: can ile canan
Yazan:yunus yılmaz | Tarih: 2008-04-25 19:47:03CAN İLE CANAN
Seviyorlardı birbirlerini,
Belki arkadaşça fakat yıllar sonra dönüştü bu sevgi büyük bir aşka Canan seviyordu Canı çılgınca sevemezdi başkasını ömrü boyuncaCan liseye başlamıştı. Kaptırdı kendini başka bir kıza yıllar geçti aradan Canan bekledi üşenmeden. Evlenecek çağlara geldikleri an hayaller kurardı zaman zaman. Dedilerki Can evlenecekmiş. Kız istemeye gideceklermiş. Canan kendisi sanmış, süslenmiş püslenmiş.Sabah oturmuş pencereye geldi gelecek diye, fakat ne gelen var ne giden. Canan şaşırıp kaldı öylece, anladı kendisi değilmiş. Yine şımarık sevgilisiyle. Nişan bir ay içindeymiş
Başlamıştı bir telaş alışveriş. Canan fleği sitem oluyordu.her gece dua ediyordu. Gün geçtikçe eriyordu.Bu haline sadece onlar değil gökteki melekler bile üzülüyordu.Yetti artık çile dönecekse dönsün geriye, dualar hiç fayda etmedi.
Can geriye dönmedi. Canan dan nikah şahidi omasını istedi. Canan ister istemez evet dedi.
Nikah günü geldi çattı. Arabalar sokağa yaklaştı.Can takımlar içinde harikaydı. Bir bakışı bütün vücudunu sardı.
Canan hala umutluydu. Allahtan sabır bekliyordu. Can gözlerini semadan ayıramıyordu. Saatler geçiyordu. Saat olmuştu 12. Damat ve gelin içeri girdi alkışlar tüm salonu inletti. Nikah memuru başladı sorulara kızdan,sonra sıra gelmişti Cana. Canan bakıyordu Canın ağzından çıkan her satıra, Can Evet diyerek inletti salonu Cananın ümitleri söndü, kimse kalmadı salonda bir Canan vardı pencere kenarında. Bakıyordu boynu bükük onlara, son gücüyle oda çıktı dışarıya, bulutlar bile başlamıştı ağlamaya, çılgınca koşuyordu bilmeden.
Güneş ağırırken duyuldu SELA sesi dediler, Canan ölmüş. Tabutun içinde bile bir melek gibiydi. Aradan yıllar geçti.
Kavgalar başladı zaman zaman. Bir çocukları oldu tıpkı Canana benziyordu saçı gözü her yanı, Can çocuğa baktığı an anladı Cananı sevdiğini fakat iş işten geçmişti. Kavgalar gittikçe şiddetleniyordu. Kızı büyüyüp serpiliyordu. Sanki Cananın ikiziydi. ALLAHın Cana verdiği azabıydı bu Can daha fazla dayanamadı buna astı kendini kuru bir ağaca göçmüştü oda öbür dünyaya. Canan bekliyordu onu cennetin kapısında gömdüler onu Cananın yanına,
beyaz bir zambak bitiverdi arada örnek olsun bu dünyaya
Tüm Sevipte Ayrılanlara...
YILLAR GEÇTİ ZAMBAKLAR SOLDU. AYNI
CAN İLE CANAN GİBİ
Konu: martıların hikayesi
Yazan:yunus yılmaz | Tarih: 2008-04-25 19:46:05Martılar niçin denizler üzerinde uçar? hiç düşündünüzmü?
Bakın anlatıyım...
Bundan yüzyıllar önce deniz aşırı, çok güzel bir ülke varmış. Tabi her masalda olduğu gibi bu masalda da o ülkenin bir kıralı ve tabi ki birde prensesi varmış.
Prenses dünyalar güzeli bir kızmış. Kıralın emri ile hergün prenses dolaşmak için saray muhafızları ile birlikte sarayın dışına çıktığında ona bakmak yasakmış. Halk onun dolaşmaya çıktığı ilan edildiğinde eğilir ve gözlerini kapatır, ya da evlerine kaçışırmış. Ona görmenin bedeli ölümle cezalandırılırmış.
Günlerden bir gün yine prenses dolaşmak için çıktığında... Fakir bir köylü delikanlı iradesini yenememiş ve yavaşça başını kaldırıp prensese bakmış ve başını kaldıran fakir delikanlı ile prenses o anda göz göze gelmişler...
Tabi ki... tahmin edeceğiniz gibi fakir delikanlı prensese inanılmaz bir aşkla tutulmuş. Prensesinde o derin bakışlarının boş olmadığını düşünen fakir delikanlı günlerce uyuyamamış ve ölümü bile göze almak pahasına, prensesi bir kere daha görmek için uğraşmış durmuş. Bu arada fakir delikanlıya da tutulan güzel prenses onun zarar görmemesi için günlerce kendini saraya kapatmış.
Sonunda dayanamayan fakir delikanlı her şeyi göze alarak gizlice sarayın bahçe duvarına tırmanmış ve prenses ile bir kere daha göz göze gelmişler. Fakir delikanlı hemen duvardan atlamış ve prensesle konuşacağı anda saray muhafızlarına yakalanmış. Kralın karşısına götürülen delikanlı nasıl olsa ölümle cezalandırılacağını bildiğinden krala prensese duyduğu aşkını anlatmış. Kral ölüm emrini vereceği anda prensesin yalvarışlarına dayanamayarakl fakir delikanlıya başka bir ceza vermeyi kabullenmiş.
(İŞTE HİKAYEMİZ DE ZATEN BURADA BAŞLIYOR.)
Hemen bir gemi hazırlattıran kral gidilebilecek en uzaktaki adaya bir fener yaptırmış ve fakir delikanlıyıda o adada yanlız yaşamaya mahkum etmiş...
Aradan bir kaç ay geçmesine rağmen prensesi unutamayan fakir delikanlı prensese olan aşkını kağıtlara dökmüş ve martılara anlatmaya başlamış... Artık bütün martılar fakir delikanlının prensese olan aşkından haberdarmış. Sonunda martılar bile fakir delikanlıyı anlamış ve yazdığı mektupları prensese götürmeye başlamışlar... ve zamanla prensesin de yazmış olduğu mektupları fakir delikanlıya götüren martılar aracılığı ile aşkları iyice büyümüş; taki... bir sabah sarayın bahçesinde kahvaltı yaparken prensesin odasının penceresine ağzında bir mektupla konan martıyı kralın görmesine dek.
Tabi korkulduğu gibi olmamış... Ağlayarak kızına sarılan kral, hayvanların bile bu aşkı anlarken kendisinin anlayamadığı için kendisinden utandığını söyleyerek prensese hemen bir gemi göndertip fakir delikanlıyı getirtip kendisi ile evlendireceğini söylemiş.
Buna çok mutlu olan prenses hemen fakir delikanlıya bir mektup yazmış ve olanları anlatmış. Tabi bu arada mektubu götürmek için bekleyen martıyada her şeyi anlatarak bütün martıları düğünlerine çağırmış. Buna çok sevinen martı mektubu bir an önce ıssız adaya götürmek için yola çıkmış. Tam yolu yarılamışken yanından geçen bir kaç martı arkadaşına haber verip hepsinin düğüne davetli olduğunu söylemek için gagasını açtığında mektubun düştüğünü farketmiş. Ve mektubu tüm martılar hep birlikte aramaya başlamışlar... fakat bir türlü bulamamışlar. Bu arada prensesten mektup alamayan fakir delikanlı, yazmış olduğu mektupları göndermek için birtek martı bile bulamamış... Biraz ilerisinde uçuyorlar fakat yanına gitmiyorlar ve mektubu arıyorlarmış... Prensesin kendisini unuttuğunu yahut istemediğini sanan fakir delikanlı martıların onun için gelmediğini düşünerek, fenerden kendisini kayaların üzerine atarak intihar etmiş. Ve malesef kralın gemisi adaya vardığında fakir delikanlının soğuk bedeni ile karşılaşmışlar...
İşte o gün bugündür, her şeyi düzeltmek için denizler üzerinde uçan martılar o mektubu ararlar. O mektubu bularak o inanılmaz sevgiyi ve herşeyi geri getiriceklerini sanırlar ve bu yüzden de hep denizler üzerinde uçarlar.
Konu: sigarayı bıraktım
Yazan:isimsiz | Tarih: 2008-04-21 19:01:32SİGARAYI BIRAKTIM
Hafif sisli bir havada ve günesin apartmanlarin arasindan yeni yeni güne merhaba dedigi bir saatte, vapura dogru ilerleyen genç adam; jeton gisesinde, yaklasik iki ay önce ayrildigi kiz arkadasini görür ve titrek bir"merhaba" ile konusmaya baslar. Bu konusmalar vapurda da devam eder. Adamin; "Hava o kadar da soguk degil, disarida oturalim mi?" sorusuna, kizin "Olur" cevabi vermesiyle birlikte vapurun en üst katina dogru yol alirlar. Birkaç dakika havadan sudan
muhabbetlerle geçtikten sonra, adam kiza bir sigara uzatir ve kendisine de bir tane alir. Daha sonra, genç adam birden lafa girer: * Biliyorum, bu konulari daha önce hiç konusmadik ya da konusamadik diyeyim. Merak etme ama, "Neden ayrildik biz" sorusunu sormayacagim.
Sadece sana söylemek istedigim birkaç sey var, onlari konusmak istiyorum. Genç kiz; adama bakarak, "Evet seni dinliyorum, devam et" dedikten sonra adam, konusmasina kaldigi yerden devam eder: ! Biliyor musun? Ayrildiktan sonra, seni sigaraya benzetmeye basladim. Kiz, hiç tahmin etmedigi, alakasiz bir konuyla lafa girmesinin verdigi saskinlikla, "Ne?
Nasil yani?" der. Adam, önce kiza uzattigi sigarayi ve sonra kendi sigarasini, çantasindan çikardigi çakmak ile yaktiktan sonra: Mesela bir tane sigara yakiyorum ve kül tablasina koyup izlemeye basliyorum. Kül tablasina dökülen külleri gördükçe; anilarimiz aklima, her biri kül olup acilarima dönüsüyor sonra.Arada bir elime aliyorum sigarayi ve içime çekiyorum seni. Kendimi zehirlemek için; daha çok, daha çok çekiyorum. Bazen de anilari silkiyorum kül tablasina.
"Sen zehiri" hosuma gidiyor, içimi acitiyor, vazgeçemiyorum; içime çekmeye devam ediyorum. Agzimdan çikan her dumanda, ayrilirken bana biraktigin; son bakisinin silueti beliriyor. Her sigaranin oldugu gibi, senin de sonun yaklasiyor. Ve ben yavas hareketlerle; ne zaman seni söndürmek için, elimi götürsem kül tablasina, aptalca bir umutla "N'olur yapma!! " diyecegin zamani bekliyorum. Ama hiçbir zaman duyamiyorum sesini. "Ve iste bitirdim seni"
diyorum. Hayir hayir kendimi kandiriyorum galiba, "Seni böyle bitiremem" diyorum sonra. Ama bakiyorum kül tablasina; evet! Sen oradasin, evet! Anilar orada. Ancak, elimde hala kokun var. Yikasam da, hiç çikmayacak bir koku. Anliyorum ki; bu sigarada, senin çok az bir kismini bitirmisim. Senden bagimsiz bir sen, hep içimde yasiyormus. Ve anliyorum ki, sadece
sönüyorsun. Seni atesleyecek bir "Ben" bekliyorsun sabirla. O "Ben", çok da bekletmiyor seni. Bir daha yanmaya basliyorsun. Anilar acilar derken yine bitiyorsun. Yeniden yaniyor ve bitiyorsun. Bu hep böyle devam ediyor; sonunda aliskanlik oluyorsun. Genç kiz anlatilanlari dinlerken; tarif edilmeyecek bir duygu yogunlugu içindeydi. Bir yandan, birisinin bu kadar aci çekmesine üzüntü duyarken; diger yandan da, kendisinin hala unutulmamis olmasindan, haz aliyordu. Aslinda kendisi de unutamamisti genç adami. Kendi istegiyle ayrilmisti ama; sevmedigi ya da artik bir seyler hissetmedigi için degil, en yakin kiz arkadasinin da, o insana karsi bir takim duygular besledigi için gerçeklesmisti bu ayrilik. Bunu; ne erkek arkadasi, ne de en yakin arkadasi biliyordu. Erkek arkadasina, "Bu iliskide bir seyler eksik, ben daha fazla sürdüremeyecegim, ayrilmaliyiz." diye bir mesaj atarken; kiza, "Ilgisiz bir sevgili olmaya
baslamisti günler geçtikçe; çok bunalmistim. Ve bir gün onu, baska biriyle sarmas dolas gördüm. Bu yüzden ayrildim." demisti. Böylece, hem erkek arkadasindan, kendine göre, makul bir sebeple ayrilmis; hem de arkadasina, erkek arkadasini kötüleyerek, ondan sogumasini saglamisti. Kendisinin çok aci çekecegini bile bile, arkadasini kaybetmemek için, böyle bir
yalanlar zincirine basvurmustu. Artik hayatini, bu yalanlara göre düzenlemeliydi. Bu yüzden; bu
karsilasmalarinda duygularini bir tarafa birakip, mantigi ile karar vermek zorundaydi. Geri dönüsü yoktu ve kiz da bunun farkindaydi. Bütün ayrintilari, olasi bir karsilasma için düsünmüstü daha önceden. Adamin anlattiklarini dikkatlice dinliyor ve sözünü bitirmesini bekliyordu. Ve adamla göz göze gelip, "Bitti, bu kadardi!" dermisçesine bakmasindan sonra, kiz konusmaya basladi: * Açikçasi bu söylediklerin, hiç beklemedigim seylerdi. Benim, bu açiklamalarina bir yorum yapmami bekleme. Çünkü bunlar; senin kendi düsüncelerin. Her biten iliskiden sonra, yasanabilecek duygulardan bu anlattiklarin. Sunu söyleyebilirim ama; yasadigimiz iliskide, elimden gelen fedakarligi gösterdigime inaniyorum. Seni hiçbir zaman suçlu görmedim, her sey benden kaynakliyordu. Sonuç olarak, bir sekilde bu iliski yürümedi ve bitti. Bu kadar basit. * Bu kadar mi yani? * Evet... Genç adam sok olmustu. Belki, daha ilimli bir yaklasim bekliyordu kizdan. Ancak, kesin ve kararli konusmustu kiz. Hiçbir umudun kalmadigina, kendini inandirmaya çalisiyordu. Vapur yanasmisti iskeleye. Tek bir kelime bile konusmadan vapurdan indiler. Iskelenin sonunda; genç kiz, adama sarilarak "Hosçakal" dedi. Ancak adam, ayrilirken ne sarilmisti kiza, ne de bir kelime çikmisti agzindan. Bir heykel gibi duruyordu kizin karsisinda. Kiz da, bir tepki gelmeyince; hizla oradan uzaklasmayi tercih etti. Arkalarina bile bakmadan
ayrildilar. Kiz, isyerine ulasti. Yerine oturduktan hemen sonra, cep telefonuna bir mesaj geldi. Mesaj, eski sevgilisindendi ve söyle yaziyordu: "Hep bu karsilasmayi ve sana sigara hikayesini anlatacagim günü beklemistim. Ve o gün, gözlerimin içine bakip; söyleyeceklerine göre, hayatima bir yön çizecegime..." Genç kiz, bu mesajdan hiçbir anlam çikaramamisti. Bu
mesaji düsünürken; bir mesaj daha geldi: "... kendi kendime söz vermistim. Bugün duyduklarim; beni hayal kirikligina ugratti ve ben kararimi verdim:"
"Sigarayi biraktim..."
Konu: sedim işte ötesi yok
Yazan:isyankar_08 | Tarih: 2008-04-21 19:00:48Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi seni
gören.
Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun yüreğime. Bir başka
yerde
olamazdın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın,
orada kalmalıydın. çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu
kadar
kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden
ne
ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin.
Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya... Ben dört mevsim baharı yaşadım
seninle. çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin
renklerin karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelya idin
pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın
bir
ateş gibi. Ve maviydin... En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize
tutkundum, denizi sensiz, seni de denizsiz düşünemedim.
Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da... Kendime bile dar
gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En
kızgın,
en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana.
İçimdeki
sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni öylesine güldüren senin sevgindi
ve
ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey
olduğunu anladım seninle...
Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk
yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden
tuttuğunda, patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi.
Menzil
sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok
edebilirdim.
Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana
ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen
girebilirdin.
Sevdim ve hayrandım da... Her halin çekti beni. Duruşunu, uyumanı,
gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu,
olgunluğunu sevdim. Sesini de sevdim suskunluğunu da.
Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Seni
ve o
doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu
zaman.
Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni
yeterince tarif edecek kadar derin olmadı.
Seni severken yorulmadım. çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün
yenilendim.
Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın.
Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.
Sevdim işte ötesi yok
Konu: mutluluk
Yazan:***cİhApTu** | Tarih: 2008-03-01 15:43:13Ben Ömrümde bir Tek gün Mutluluk bulabildim sadece bir tek Gün!! Ne bir hafta ne bir Ay nede bir YiL!!! Ne bir Mevsim Ne bir Zaman ne bir baska An!!! Bir Tek O gün Günes Günes Gibi dogdu Karanliklarimin Üstüne!! Bir Tek O gün Isik isik Gibi Parladi ruhumun DerinLigine!!! Ben ömrümce bir Tek gün Mutluluk Duyabildim Sadece bir tek gün!! Hani Ellerin Ellerime dokundugunda, yo yo anlatilmaz anlatmam anlatmamaliyim!! Hani Kollarin boynuma sarilip, yo yo anlatilmaz anlatmam anlatmamaliyim!! Aman allahim ben bu kadar mi KücüLdüm? Ya simdi bir Nefes Kadar Yakinimda Ama binlerce Yil uzaklarimdasim!! Ruhumun Her Zeressinde fakat ebedi yokluktasin!! Unuttum desem Yalan unuturum desem imkansiz gözlerim kapanmak bilmiyorki bir tek gün hasretsiz!! Canimda kanimda tüm benligimde ruhumun türbelerindesin!! Katlanamiyor seni elde bilip de bilmemezlikten gelmek, Vede ahkkim olmayani hakkim olmus giibi sahiplenmek bu nasil bir dert bu nasil cile bu nasil sey allahim allahim allahim Umutsuz oldugunu bile bile seni ölzlemek seni beklemek ve sana gel gel diye haykirabilmek!! Hastretin serilmis yollarimin üzerime özleminlerin catir acmis ruhumun derinligine birak kullari melekler bile dayanamazken hasretin Böyle derinligine ya ben nasil dayananirim yar yar yar!! Biliyorum kavusmak imkansiz bir cilginik yapip da bu dunyadan göcüp de gitmek var amma ??? Ya gidilen yerde seni hic görememek hic duymamak korkusu varya ist bu yüzünden katlaniyorum Seni seviyorum sen varolusum nedeni, yasama Sevincimsin !Sen Ezelimsin sen Ebedimsin Sen öfke Duyamadigim kin Güdemedigim ve yetti be yettie be diyemedigim caresizimsim Vazgecilmezimsin!! Offffffffffff Offfffffff Offfffffffffff Offfffffff
Konu: tişkür mesaji
Yazan:ALİ KARA | Tarih: 2008-01-24 13:10:42BİZ YOZGATTAN MUHTESEM 4 LÜDEN SADECE 2 KİSİ CİHAN VE AHMET(HALIL IBRAHIM) ÖBÜR İKİSİ SU ANDA YANIMIZDA DAGAL KOCAYA KACTILAR ONLAR NEYSE....
BANA BURAYİ AHADAN BU CİHAN SÖLEDİ VALLA İYİ DE ETTİ İDDAA GİRDİK CİHANLA EGER BALVANA FMDEN BİRİ BENİ TANİRSA DİGER GİRDİGİMDE BEN CİHANA GÖMLEK ALACAKTİM EGER BİRİ BENİ TANİMAZSA CİHAN BANA ALACAK Tİ..
AMA GAYBEDDİK GAYBETTİGİME ÜZÜLMEDİM VALLA SADECE BİR GİRİSİMDE TEKRAR BENİ TANİDİYSANİZ HELAL OLSUN SİZLERE DİYORUM AMA GÖMLEGİN PARASİNİ DA SİZDEN ALİRİM..:) HER SEY İCİN COK SOALUN
YOZGATLİ(CİHAPTU) KARDESLER...
Konu: AYI OĞLU AYI
Yazan:immortal***** | Tarih: 2008-01-15 14:32:00Aslan yıllık izine gidecekmiş. İzine çıkmadan önce vekaletini kime bırakacağını düşünür; "Hareketliliği ve Hızlılığı nedeniyle ormanı dolaşır, geldiğimde bana rapor verir" diye vekaletini Tavşana bırakmış. Bunu tüm hayvanlara "e-mail" atıp bildirmiş. "Tavşan vekilimdir, ona saygısızlık ederseniz bana saygısızlık etmiş sayılırsınız, geldiğimde hesabını sorarım." diye yazmış.
Tavşan, ertesi gün büyük havalarla ve çalımlarla ormanda dolaşmaya başlamış. Bakmış Kurt dereden su içiyor. Yanına yaklaşıp bir tekme atmış. Kurt öfkeyle geriye dönmüş, bakmış ki Tavşan, mail aklına gelince gıkını çıkartmadan " LA HAVLE VE LA" çekip yürümüş.
Tavşan ormanı dolaşmaya devam eder. biraz daha gidince bakmış ki Fil, ağaçtan meyva koparıp yiyor. O na da yaklaşıp bir tekme atmış. Fil kendine tekme atanı ezmek üzere dünmüş, bakmış ki Tavşan, maili düşünüp vazgeçmiş.
Tavşan büyük bir zevkle ormanı turlamaya devam eder. İlerde bir Ayı görür ve Ayı kovandan bal yiyor. Gidip ona da bir tekme atmış. Ayı bir hışımla dönerek Tavşanı yakalamış ve eşek sudan gelinceye kadar dövmüş. Tavşan, yalpalaya yalpalaya yürürken bir yandan da söyleniyormuş; " AYI OĞLU AYI, yine maillerine bakmamış..."
Konu: AŞKIM
Yazan:yozgatli_**@CIHAN@** | Tarih: 2007-12-30 14:00:53UNUTURUM DİYORSUN
UNUTABİLECEKMİSİN?
BEN SENDEN BİR PARÇAYIM
ATABİLECEKMİSİN?
HADİ KOPART PARMAĞINI
KIYABİLECEKMİSİN?
BEN SENİN KESTİĞİN PARMAĞINDAN AKACAK KAN DEĞİL
GERİYE KALAN ACIYIM
DAYANABİLECEKMİSİN???? aşkım M_e_K_a_N
Konu: YOZGAT SÜRMELİSİNİN HİKAYESİ
Yazan:savsatli_yilmaz | Tarih: 2007-12-15 19:18:49BU DA BENDEN CAM SAKİZİ COBAN TÜRKÜSÜ YOZGAT SÜRMELİSİ HİKAYESİ umarim yayinlarsiniz... Sürmeli Yozgat'ta yaşanmış Türk Halk Edebiyatının en güzel örneklerinden birisidir. Yozgat Sürmelilerinin ortaya çıkışı 19. yy. sonlarında İkinci DÜNYA SAVASININ sona erdiği dönemdir. Hepsi 106 beyittir.
Sürmeli güzel gözlü sevgiliye bir hitaptır. Eskiden genç kızlar dışarıya çıkarken gözlerine sürme çekerlerdi ve gözleri daha alımlı olurdu. Bol feracelerinin içinde sadece gözleri görünürdü kızların.
Yozgat Sürmelileri yaşanmış öykülerin getirdiği birer sevda, hatta karasevda türküleridir. Bu bir anlık sürmeli gözlere bakış, yüreklerde büyük aşklara kara sevdalara başlanmış olur kor düşen yürekler sessiz sessiz yanar, ateşini genişletir ve ağızlardan sürmelinin sözleri olarak dökülür. Söylenen sözlerde acı vardır, hasret vardır, gurbet vardır. Sürmelileri dinlerken bu kadar duygulanmamızın sebebi bu sürmeli öykülerinde yakaladığımız duyguların kendimizde de bir yeri, bir acısının olmasındandır. Kısaca kendi aşklarımızı, hasretimizi buluruz Yozgat Sürmelilerinde.
Of ooof !
Yozgat seni delik delik anam delerim
Kalbur olur toprağını anam elerim
Vay vay anam sürmelim
Eğer sürmelini yitirirsen anam
Koyun olur peşin sıra melerim
Vay vay anam sürmelim
Of oof ! Çamlığın ardında bir yuva yaptım
Yuvamın içinde sürü otlattım
Ben sürmelimi gurbete attım
Vay vay anam sürmelim
Konu: radyo ve yorumlar
Yazan:ALI KARA | Tarih: 2007-06-08 09:34:44sevgili hemserilerim ve degerli balvana fm dinliyicileri sanal alemde radyo yayin yapmak oldukça güçtür.ne yapsan insanlara birgün yararlanamasin.onun için emegi geçenlere yardimci olmak lazimdir. sevgili balvana fm dinleyicileride mutlka bu hizmetin karşiliğinda iyi bir özveriyle sevgi kardeşlik içinde hergün burayi destekliyeceklerdir. şimdiden bu siteyi yapanlara ben teşeekür ediyorum. başarilarin devamini diliyorum.
savsatli-yilmaz
Konu: HASTANIN ŞİKAYETİ
Bizim Savsatlı Köylü bayan 70,75 yasında rahatsızlığından dolayı hastaneye gelir,sırasını alır sırasında muayene olmak için doktorun yanına girer.
Doktor bayana sorar teyze şikayetin nedir,neren ağırıyor,Yaşlı teyze doktora
Ola oğul,İneklari otariyerdım ayağlarım kayipti,kolliklana,kolliklana gettim çiranin goncikina mencimi vurdum şimdi mencim ağıriyer oğul.
Doktor yaşlı teyzenin dediyin anlayamaz dışardan yardım ister,ancak ondan sonra yaşlı teyzenin söylediyi anlaşılır ve muayenesinin yapılması tamamlanır.